Atatürk Devrimleri ve Yapılan Devrimler Nelerdir?

Atatürk Devrimleri

Devrim Nedir?

Daha iyisini getirmek amacıyla mevcut siyasal ve toplumsal yapının gerektiğinde zor kullanılarak değiştirilme­ Çoğu zaman ihtilal, devrimin ilk aşamasıdır. Devrim ise ihtilalin amacını ve son aşamasını oluşturur. Devrim, bundan dolayı ihtilal ve ayaklanmadan çok farklıdır. Her devrim toplum içindeki bir evrimin (süreç içinde gelişerek olan değişimler) sonucunda ortaya çıkar.

Atatürk’e göre devrim; “Var olan kurumları zorla değiştirmektir.­ Türk ulusunu son yıllarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak, yerlerine ulusun en çağdaş ihtiyaçlarına göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumlar koymaktır.”

Siyasal Alanda Yapılan Devrimler Nelerdir?

  • Saltanatın kaldırılması
  • Cumhuriyetin ilanı
  • Halifeliğin kaldırılması
  • Çok partili yaşama geçiş denemeleri
  • Oy kullanmak için vergi verir olma şartının kaldırılması
  • Kadınlara siyasi hakların verilmesi
    • a)1930 Belediye seçimlerinde seçmen olma
    • b) 1933 Muhtar seçme seçilme
    • c) 1934 Milletvekili seçme ve seçilme
  • Bu devrimler Cumhuriyetçilik ve Halkçılık ilkeleri kap­samında yapılmıştır.

Hukuksal Alanda Yapılan Devrimler Nelerdir?

  • Şeriye ve Evkaf Vekaleti’nin ve Şeriye Mahkemelerinin kapatılması
  • Yargıda  dinsel kurumların kapatılması, laik hukuğa geçişin önemli bir aşaması olmuştur.
  • 1924 Anayasasının kabul edilmesi
  • 1925’te Ankara Hukuk Mektebi’nin açılması
  • Çağdaş hukukçular yetiştirme amacıyla açılmıştır.

Türk Medeni Kanunu’nun Kabul Edilmesi:

Osmanlı Devleti’nde hukuk alanında var olan ikilikleri kaldırmayı hedefleyen Türkiye, Lozan Antlaşması ile yabancı mahkemeleri kapatarak hukuksal anlamda da bağımsızlığını zedeleyen bu durumdan kurtulmuştu. Ancak Medeni Hukuk anlamında Müslümanlar Mecelle ile gayrimüslim Türk vatandaşları da kendi dinlerine göre bu ilişkilerini düzenlemekteydi. Bu durum Patrikhaneye de hukuksal yetkiler tanımakta ve ülkedeki hukuk ve toplumsal birliğin oluşmasını engellemekteydi. Cumhu­riyet kadroları toplumun yaşamını laik esaslara göre düzenleyecek Medeni Kanun hazırlığında İsviçre modelini temel almışlardır.

Medeni Kanun, 17 Şubat 1926’da kabul edildi ve 4 Ekim 1926’da uygulanmaya kondu.

Türk Medeni Kanunuyla Gelen Yenilikler Nelerdir?

  • Kadına, meslek seçme özgürlüğü tanındı.
  • Çok eşlilik yasaklandı, tek eşlilik ilkesi Kadına da boşanma hakkı tanındı.
  • Miras bölüşümünde cinsiyet ayrımına son verildi.
  • Evlilik resmi nikah şartına bağlandı. Böylece aile kuru­mu devlet güvencesi altına alındı.
  • Din ve mezheplere· göre uygulanan özel hukuk anlayışına son verilerek hukuk birliği sağlandı. (Cemaat mah­kemeleri kapatılarak.)
  • Patrikhane’nin dünya işleri ile ilgili yetkilerine son veril­ (Lozan Antlaşması’na göre, azınlıklar medeni hukuk kapsamına giren konularda kendi geleneklerini sürdürüyorlardı.)
  • Mahkemelerde kadın erkek ayrımına son Şahitlikle cinsiyet ayrımı kaldırıldı.
  • Çocukların iyi yetiştirilmesi amacıyla aileye görev ve sorumluluklar yüklendi.
  • Türk Medeni Kanunu’yla hukuk birliği sağlanmış;  laik toplum ve kadın hakları konusunda önemli bir adım atılmıştır. Özellikle kadınlara verilen hakların,  Halkçılık ilkesi ile de bağlantısı vardır.

Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan Yenilikler Ne­lerdir?

Eğitim Birliği Yasası’nın Kabulu (3 Mart 1924): Osmanlı Devleti’nde hukukta olduğu gibi eğitimde de iki­likler vardı. Bu nedenle çıkartılan yasaya göre, Türkiye sınırları içinde bütün bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na (Maarif Vekaleti) bağlanmış; yalnız askeri liseler Milli Savunma Bakanlığı’na bırakılmıştır.

Tevhidi Tedrisat Yasası’na  (Öğretim Birliği) bağlı ola­rak medreseler de kapatılmaya başlanmıştır.

Ayrıca karma eğitime geçilerek cinsiyet ayrımına daya­lı eğitim anlayışına son verilmiştir

Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması (15 Nisan 1931): Osmanlı Devleti’nde Osmanlıcılık anlayışı gereği Türk­ lerin tarihi kökleri hakkında bilinen pek bir şey

 

Eğitim ve öğretimin birleştirilmesi hem laiklik hem de halkçılık anlayışının yerleştirilmesiyle ilgilidir. Eğitim sistemindeki ikilikler ortadan kaldırılmıştır.

Yazı Devrimi (1 Kasım 1928): Atatürk, Türk toplumunun gelişmesi ve vatandaşlık bilincinin yerleşmesi için eğitime özel önem vermiş; onun anahtarı olan yazıyı da kolay öğrenilebilir hale getirmeyi hedeflemiştir. Okuryazar oranının artması amaçlanmıştır.

1 Kasım 1928 tarihinde “Türk Harfleri Hakkında Ka­nun” kabul edildi. 3 Kasım’da Resmi Gazete’de yayım­landı. Devlet  dairelerinde  bu harflerin uygulanmasına 1 Ocak 1929’da geçilmesine karar verildi.

Latin alfabesine geçilmesinde ümmet toplumundan ulus toplumuna geçmek; okuma yazma oranını artır­mak, Arap alfabesinin kutsal olduğu düşüncesini yıkmak; bilimsel ve teknolojik ilerlemeleri ve kültür alışve­rişini hızlandınnnak gibi amaçlar gözetilmiştir. Yeni ya­zıyı halka öğretmek için “Millet Mektepleri” açılmıştır.

Türk Dil Kurumu’nun Açılması (12  Temmuz  1932): Türk Dil Kurumu; Türkçe kökenli sözcüklerin araştırılması ve dile kazandırılması, Türk dilinin zenginliklerinin ortaya konulması, Türkçenin yabancı dillerin  baskısından kurtarılması ve ulusal dil haline getirilmesi, kültürel alanda gelişmenin hızlandırılması ve yönünde çalış­malar yapmaktaydı. İbadet dilinin Türkçeleştirilmesi giri­şimleri de bu yöndeki çalışmaların kapsamındadır. 1932 yılında Kuran ve ezan Türkçe okunmaya  başlanmıştır.

Ezan, 1932-1950 yılları arası Türkçe okunmuştur.

Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nun kurulma­ları Milliyetçilik (Ulusçuluk) ilkesiyle ilgilidir.

1933’te Üniversite Reformu yapılmış; Hitler Almanyası’ndan kaçan Musevi asıllı Alman bilim adamları İstan­bul Üniversitesi’nin birçok anabilim dalını kurmuştur.

Sosyal (Toplumsal) Alanda Yapılan Devrimler Nelerdir?

25 Kasım 1925’te şapka ve kıyafet kanununun ka­bul edilmesi: Fes yasaklanmış ve devlet görevlilerine şapka giyme zorunluluğu getirilmiştir.

Çağdaş ve eşit bir toplum yaratılma amacı taşımaktadır.

Aralık 1934’te çıkarılan bir kanunla, hangi dine mensup olursa olsun, din adamlarının  tapınaklar dışında dini giysilerle dolaşmaları yasaklandı. (Patrik, Haham­ başı ve Diyanet işleri Başkanı, bu uygulamanın dışın­da tutulmuştur.)

Tekke, Türbe ve Zaviyelerin Kapatılması: 30 Kasım 1925 günü çıkarılan bir kanunla tekke, türbe ve zaviye­ler kapatılmış; türbedarlıkla ilgili birtakım unvanlar kaldırılmıştır. Böylece halkın, din adına sömürülmesinin önüne geçilmiştir.

Tekke, türbe ve zaviyelerin kapatılması; şeyhlik, der­vişlik, müritlik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve muskacılığın yasaklanması, laiklik yolunda atılmış önemli adımlardır.

Soyadı Kanunu: 21 Haziran 1934 günü çıkarılan bir kanunla herkese soyadı alma zorunluluğu Bu kanuna göre; soyadları Türkçe olacak, rütbe, yabancı ırk ve ulus adları ile ahlaka aykırı ve gülünç kelimeler seçilmeyecekti.

24 Kasım 1934 tarihinde TBMM, Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını verdi.

26 Kasım 1934 tarihinde de toplumsal ayrıcalık belir­ten unvan ve lakaplar kaldırıldı. Buna göre, “Ağa, Hacı, Hafız, Molla, Hoca, Efendi, Bey ve Paşa” gibi un­vanlar  kullanılmayacaktı.

Soyadı Kanunu ve unvanların yasaklanması Halkçılık ilkesi ile ilgili bir gelişmedir.

Takvim, Saat, Ay ve Tatil Günlerinin Değiştirilmesi: 26 Aralık 1925’te “Milletlerarası Saat ve Takvim Hakkında Kanun” kabul edildi. Hicri ve Rumi takvimler terk edildi. Böylece batı dünyasıyla aramızdaki uyumsuzluk giderildi. Saatler 24 saatlik eşit zaman parçası içinde düzenlenerek bu alandaki kargaşaya da son verildi.

1931 yılında “ağırlık ve uzunluk ölçüleri” değiştirildi. Uluslararası uzunluk ve ağırlık ölçüleri En­ daze, arşın, okka, kile, dirhem ve çeki yerine metrik sistem ve kilogram sistemine geçildi.

1935 yılında, “hafta sonu tatili, cuma gününden pazar gününe alındı.”

Uzunluk ve ağırlık ölçülerinin değiştirilmesi, milletlera­rası saat ve takvimin kabul edilmesi ve hafta sonu tatilinin Pazar’a alınması, Avrupa’yla  olan ticari ilişkileri­mizi düzenlemeye yönelik olarak kabul edilmektedir.

Ekonomi Alanında Yapılan Devrimler Nelerdi?

İzmir İktisat Kongresi’nin (17 Şubat-4 Mart 1923) toplanması ve Misakı iktisadi’nin kabul edilmesi: Lozan Antlaşmasının kesintiye uğradığı günlerde toplanan Kongre, ekonomik alanda bağımsızlıktan ödün vermeden ekonomik gelişmenin ve kalkınmanın sağlanacağını vurgulayan yemini ederek dağılmıştır.

Tarımsal Alanda Yenilik ve Düzenlernelerin Yapılması: 17 Şubat 1925 tarihinde Aşar (Öşür) vergisi kaldırıldı. Böylece köylünün ekonomik durumu iyileştirildi. (Halkçılık ilkesi ile ilgilidir).

1933 yılında “Yüksek Ziraat Enstitüsü” kuruldu: Amaç, modem ve bilimsel yöntemlerle tarımsal üretimi ve ürün kalitesini arttırmak ve tarımsal hastalıklarla mücadele “Tarım Kredi Kooperatifleri” kurularak çiftçiye kredi imkanı sağlandı.

“Ziraat Bankası” nın köylüye verdiği krediler arttırıldı.

“Tohum lslahı” yapıldı. Traktörle yapılan  modern tarım teşvik edildi.

Veteriner Fakültesi” açılarak hayvan hastalıklarıyla mücadele edildi.

Tarım ve sağlık alanında görülen gelişmeler Halkçılık ilkesi doğrultusundadır.

Ticaret, Ulaşım ve Bankacılık Alanında Hangi Yenilikler Yapılmıştır?

Yerli tüccarı güçlendirmek ve kredi sağlamak amacıyla 1924 yılında “İş Bankası” kuruldu.

Yabancıların elindeki şirketler satın alınarak ulusallaştı­rıldı. (Tütün idaresi ve demiryolları)

1 Temmuz 1926’da “Kabotaj Kanunu” çıkarılarak, Türk karasularında ticaret yapma hakkı Türk vatandaşlarına tanındı.

Kabotaj: Bir ülkenin karasularında, göllerinde ve akarsularında gemi bulundurma ve bunlarla yolcu ve yük taşımacılığı yapma hakkı.

Kabotaj Kanunu, kapitülasyonların kaldırılmasının bir uzantısıdır.

Kabotaj Kanunu ile, Türk deniz ticaret filosunun geliş­mesi sağlandı.

Dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlık, tayfalık ve benzeri mes­lekler Türk vatandaşlarına geçti.

1930’da “Merkez Bankası” kuruldu: Görevi, para piyasasını düzenlemek, hazine ile ilgili işleri yürütmek ve Türk parasının istikrarını sağlayacak önlemler almaktı.

Ulaştırma alanında, demiryolu yapımına ve taşımacılı­ğa önem vererek 1927’de “Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü” kuruldu. 1930’da Ankara-Sivas demiryolu hizmete girdi.

Kapitülasyonların kaldırılması; Kabotaj Kanunu, ya­bancı yatırımların millileştirilmesi, Ulusal Merkez Ban­kasının kurulması ekonomik alanda bağımsızlığı sağ­lamaya yönelik gelişimlerdir.

Sanayi Alanında Görülen Gelişmeler Nelerdir?

Lozan Antlaşması’na ek olarak imzalanan Ticaret Sözleşmesine göre; Türkiye, gümrük tarifelerini 1929 yılına kadar arttıramayacaktı. Böylece Türkiye, sanayiyi des­tekleme politikasında etkili olacak gümrük korumasın­dan yoksun kalmıştı. 1927 yılında çıkarılan “Sanayiyi Teşvik Kanunu” ile özel girişimcilere devlet çeşitli kolaylıklar sağladı.

Bu destekleme önlemlerine 1929’da gümrük koruma­sı da eklenmiştir. Ancak özel girişimcilerin elinde yeterli sermaye olmadı­ğı için istenilen sonuçlar elde Bunda 1929 sonlarında çıkan “Dünya Ekonomik Krizi” de etkili ol­muştur. Bunun üzerine devlet, sanayileşme işini kendi üzerine aldı.

1933 yılında “Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı” hazırlanarak planlı ekonomiye geçildi.

1929’da çıkartılan Türk Parasını Koruma Kanunu ile sağlanan gümrük koruması ve uygulanan devletçi politikalarla Türkiye sanayi alanında önemli geliş­meler yaşadı. 1929-39 arası dünya  sanayi üretimi % 19 artarken Türkiye’de bu oran % 96’yı buldu . Bu, SSCB ve Japonya’dan sonraki en hızlı sanayi­leşme oranıydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir