Tarih Ders Anlatımları

Atatürk Dönemi Türkiye’nin Dış Politika Gelişmeleri

Atatürk Dönemi Türkiye’nin Dış Politika Gelişmeleri

Türkiye’nin dış politika ilkeleri nelerdi?

  • Bağımsızlıktan ödün vermemek
  • Uluslararası anlaşmazlıkları barış yoluyla çözmek Ulusal güce dayanmak Bağımsızlığımıza  ve toprak  bütünlüğümüze  saygılı devletlerle iyi ilişkiler kurmak
  • Misakı Milli sınırları içinde (Misakı Milli sınır­larına barışçı yollardan ulaşmak)
  • Bölgesel ve evrensel  barışın sağlanmasında aktif rol oynamak

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’nin dış politika­ da karşılaştığı sorunlar nelerdi?

Türkiye Cumhuriyeti ilk yıllarında Lozan Antlaşma­sı’ndan kalma sorunları gidermeye çalışmış, bu dönemde maruz kaldığı içişlerine karışma girişimlerini etkisiz kılmayı başarmıştır.

Atatürk Dönemi’ndeki dış olaylar

1923-1932 arası ikili ilişkiler ve 1932-1938 arası çok uluslu ilişkiler diye ayırarak inceleyelim.

1923-1932 dönemindeki ilişkiler:

  • Yabancı okullar sorunu (1924)
  • Irak sınırı (Musul) sorunu (1926)
  • Nüfus değişimi (Etabli) sorunu (1926)
  • Fransa ile yargılama sorunu (1926) (Bozkurt-Lotus olayı)

Yabancı okullar sorunu nasıl ortaya çıktı?

Osmanlı Devleti’nin batılı devletlere verdiği kapitülas­yonların bir uzantısı olan yabancı okulların statüsü Lo­zan’da; bu okulların Türk kanunlarına ve Türkiye’deki okulların bağlı oldukları yönetmeliklere göre belirleneceği şeklinde karara bağlanmıştı. Türkiye, bu şartlar altında yabancı okulların varlığının devam edeceğinin teminatını vermişti.

3 Mart 1924’te çıkartılan Öğretimin Birleştirilmesi Ka­nunu bu okullara; Türk Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetimine girmesi, programlarının MEB’den onaylanması, yabancı müdürün yanında Türk müdür bulundurulması, Tarih, Coğrafya gibi derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulması, dini ayinlerin yapılmaması, öğretmen ve öğrencilerin dini kıyafet giymeme­si konusunda bağlayıcı hükümler getirmişti.

Bu koşulları kabul eden okulların faaliyetlerinin devamı­na; uymayacakların ise kapatılmasına karar verilmiştir.

Bu kanuna Fransa ve Papalık tepki göstermiştir. Ko­nuyla ilgili olarak Türk Dışişleriyle kurdukları temasla­rı Dışişleri Bakanlığı, içişlerimize karışılmaması ilkesine dayanarak geri çevirmiş; kanuna uymayan okul­lar kapatılmıştır.

Irak sınırı sorunu nasıl çözülmüştür?

Musul sorunu, Lozan Konferansı sırasında bir çözü­me kavuşturulamamış; 9 ay içinde sonuçlandırılmak üzere Türk-İngiliz ikili görüşmelerine bırakılmıştır. Bu süre zarfında taraflar sorunu çözemezse Milletler Ce­miyeti’ne başvurulacaktı.

Türkiye ile İngiltere arasındaki görüşmeler 19 Mayıs 1924’te İstanbul’da başladı (Haliç Konferansı). Ancak konferans, bir sonuç alınamadan son buldu (5 Haziran 1924).

İngilizler, bu sırada Hakkari’de çıkan “Nasturi isyanını”na destek vermişlerdir.

Türkiye, Musul ve Süleymaniye bölgelerinde halk oylaması yapılmasını önermiş, ancak İngiltere buna yanaşmayarak sorunu basit bir sınır anlaşmazlı­ğıymış gibi göstermek istemiştir.

İngiltere’nin gerçek amacı, Musul petrollerinin Türkiye’nin eline geçmesini ve Türk ekonomisinin güçlen­mesini önlemektir.

Sorun, Milletler Cemiyeti’ne götürüldü ve İngiltere lehine karar çıktı.

Bu sırada içerde Şeyh Sait isyanı patlak vermişti. Bu nedenle Türkiye fazla ısrarcı davranamadı ve İngiltere ile 5 Haziran 1926 tarihinde “Ankara Antlaşması” imzalandı.

Musul, lrak’a bırakıldı. Böylece Irak sınırımız belirlendi.

Musul petrollerinin %10’unun, 25 yıl süreyle Türkiye’ye verilmesi öngörüldü.

Musul Sorunu, Misakı Milli kararlarına aykırı olarak Türkiye’nin aleyhine sonuçlanmıştır.

Nüfus değişimi (Etabli) sorunu nasıl çözümlendi?

Lozan’a göre; İstanbul’da yaşayan Rumlar ile Batı Trakya’da yaşayan Türkler dışında, bütün Rum ve Türkler, nüfus değişiminde bulunacaklardı. İstanbul’da mümkün olduğu kadar çok Rum bırakmak iste­yen Yunanistan, Mondros’un imzalanmasından önce buraya yerleşmiş olanların sözkonusu değişimin dı­şında tutulmasını istiyordu. Değişimi yapacak karma komisyonda bu nedenle anlaşmazlık çıkmıştı.

Anlaşmazlık Uluslararası Adalet Divanı’na götürüldü. Ancak burada da çözümlenemedi. Yunan Hükümeti Batı Trakya’daki Türklerin mallarına, Türkiye’de İstan­bul’daki Rumların mailarına el koydu. Ortam gerginleştiyse de sorun 1926’da çözümlendi. 1930’da nüfus değişimi gerçekleşti. Bunda Venizelos’un Türkiye’yi ziyareti etkili olmuş; Yunanistan ile 1954 Kıbrıs sorununa kadar sürecek olan bir dostluk sağlanmıştır.

Bu dostluk 1934’te Balkan Antantı’nın kurulmasında etkili olmuştur.

Mübadelenin sonucunda bir milyon 200 bin Rum ile 400 bin Türk yer değiştirmiştir. Yunanistan’a gönderilen Rumlar Türkiye’nin yerli burjuva kesiminin önemli bir bölümünü oluşturmaktaydı. Hükümet, bu alandaki boşluğu doldurmak ve Türk sanayisini ve ticaretini geliştirmek için 1926’da Teşviki Sanayi Kanunu’nu çıkarmıştır.

Fransa’yla yaşanan  Bozkurt-Lotus Olayı nedir?

2 Ağustos 1926’da Fransız Lotus gemisi ile Bozkurt isimli Türk şilebinin çarpışması ile Türk şilebi batmış ve 8 gemicimiz ölmüştür. İstanbul’a gelen Lotus’un kaptanı De­monos ile Türk kaptan Hasan Bey tutuklanmış ve hapis ce­zası verilmiştir. Fransa, Türkiye’nin bir Fransız vatandaşını yargılayamayacağını ileri sürmüş, sorun Milletler Cemiye­ti’nin adalet divanına gitmiş ve Türkiye lehine çözülmüştür. Bu olay Fransa’nın adli kapitülasyonların kaldırılmasını kabullenemediğinin kanıtıdır. Fransa ile 1928’de Osmanlı borçlarının ödenmesi konusunda da bir anlaşma yapılmıştır.

Fransa, Yabancı Okullar, Lotus Olayı, elçiliklerinin Ankara’ya taşınması ve dış borçlar konusunda Türki­ye’ye sürekli sorun çıkarmıştır.

Yorum Alanı