Tarih'in Gizil Yönleri

Muhteşem Projelerin Sahibi: Sultan Abdülhamid Han

Muhteşem Projelerin Sahibi: Sultan Abdülhamid Han

Sultan Abdülhamid Han

Osmanlı’nın en uzun süre tahta kalan en uzun 4. Padişahıydı. Onun dönemimde devletin toprak kayıpları durmuş, ülkenin her yerine yatırımlar hız kazanmış, Osmanlıyı yeniden eski ihtişamına ulaştıracak alt yapılar yapılmıştı.

Osmanlı’nın güç ve toprak kaybettiği bir dönemde 1876 yılında devletin başına geçtiğinde 34 yaşındaydı. Gençliğinde ülkenin ve dünyanın durumunu gözleyerek devleti mevcut baskılardan kurtarmak için neler yapılabileceğini düşünerek geçirdi. Kendinden önce devleti 15 yıl yöneten Sultan Abdülaziz reformcu bir padişahtı. Çok kritik hamleler yapmış, 3. Selim ve 2. Mahmut’un yenilikçi adımlarını devam ettirmiş, onların projelerini daha da ileriye taşımıştı. Özellikle askeri ve eğitim alanlarında yatırımlar yapan Sultan Abdülaziz, Avrupa ile yakından temasta bulunuyordu.

Yurt içi ve yurt dışı ziyaretlerle ilişkileri güçlendirmenin yollarını arıyordu. Fransa, Belçika, Almanya, Avusturya ve İngilitere, Sultan Abdülaziz’in ziyaret ettiği bazı ülkelerdi. Avrupa’nın teknik anlamdaki gelişimini yakından takip ediyor, gelecekte nasıl bir politika izlenmesi gerektiğini tespit ediyordu. Osmanlıyı hedef alan saldırılardan nasıl kurtulacağının hesabını yapıyordu. Sultan Abdülaziz tespit ettiği eksiklikler özellikle eğitim alanında yoğunlaşıyordu. Diğer bir kritik alan ise askeriydi. Ülkeyi tehditlerden koruyacak güçlü bir ordu ve gerekli insan kaynağını yetiştirecek güçlü bir eğitim sistemi Osmanlının kısa sürede toparlanmasını sağlayabilirdi.

İlk modern itfaiye teşkilatını, İlk maden okulunu, İlk sanayi okulunu, Darüşşafakayı ve Galatasaray Lisesi’ni kurdu. Bugün ki İstanbul Üniversitesi’ni yeniden yapılandırdı. Danıştay ve Yargıtay’ın temelleri yine bu dönemde atıldı. Yönetimi güçlendirmek için siyasi hamleler yaparken orduyu da o günün en ileri seviyesine taşımak için düzenlemeler getirdi.

Osmanlı donanmasına ilk zırhlı savaş gemisi onun zamanında katıldı. Osmanlı ordusu dönemin en gelişmiş silahları ile yeniden dizayn edildi. Fakat bu yapılanlar içeride ve dışarıda birilerini rahatsız ediyordu. Osmanlı’nın yeniden şahlanmasını istemeyenler tıpkı amcası 3. Selim’e yaptıkları gibi Sultan Abdülaziz’i tahtan indirerek şehit etiler. Sultan Abdülaziz, kendi silahlandığı ordunun ihanetine uğramıştı. İşte 2. Abdülhamit böyle bir zamanda tahta çıktı. Yıl 1876 ….

Sultan Abdülhamid, çocukluğundan beri Osmanlının en sancılı günlerini görmüş, amcası Abdülaziz’in padişahlığı sırasında yaşanan gelişmelere çok yakından şahit olmuştu. Amcası gözlerinin önünde bir darbeyle indirilmiş, ve şehit edilmişti. Sultan Abdülhamid o anı hiç unutmadı. Amcası millete hizmet etmeye çalıştığı için öldürülmüştü. Tahta oturduğunda amcasının ve dedesi II. Mahmut’un başlattığı sürecin artık sonuna geliniyordu. Onların temellerini attıkları dönüşüm, Sultan Abdülhamid’in 33 yıllık yönetiminde hızlanarak devam etti.

Devlete, içeriden ve dışarıdan çok büyük baskılar olduğu halde, II. Abdülhamid geleceği düşünüyor, Osmanlı’yı şahlandıracak projeleri düşünüyordu. Şehzade döneminde başladığı marangozluğa Padişahlığı zamanında da devam etti. Sarayda kurduğu atölyede kendi tasarımı olduğu masalar, mobilyalar yapıyor, yabancı devlet adamlarına ahşaptan oyma hediyeler gönderiyordu. Bu onun hem sanatçı yönünü ortaya koyuyor hem de çok boyutlu siyasi ilişkiler kurabilen devlet adamlığı yönünü gösteriyordu.

Sultan Abdülhamid, 33 yıl boyunca Osmanlıyı ileriyi götürecek projeler için çalıştı. Dev yatırımlar yapmış, kendisi hayattayken tamamlanamayan ancak yıllar sonra yapılabilecek olan birçok projenin temellerini atmıştı.

İstanbul boğazına köprü, boğazın altından geçecek tüp geçit, Anadolu’yu dünyanın önemli merkezlerine bağlayacak demir yolu hatları, Abdülhamid’in vizyonunu, zamanını aşan düşünce dünyasını ortaya koyuyordu.

Sultan Abdülhamid, Osmanlı’yı yeniden ayağa kaldıracak Müslümanların o günün şartlarına uygun ciddi bir eğitimden geçerek yetişmesini sağlayacak projeler üzerinde çalışıyordu. Aynı zamanda ulaşımda, tarımda ve ticarette çok büyük yatırımlar gerçekleştiriliyordu. İslam coğrafyasını demir ağlarla örüyordu. Halife olarak tüm Müslümanları düşünmek zorundaydı. İşgal tehlikesi altındaki Müslüman coğrafyasında ordular kurmak, İslam dünyasını işgaller ve saldırılar karşında silahlandırmak için yoğun bir çaba sarf ediyordu. II. Abdülhamid darbe ile indirildikten yaklaşık 10 yıl sonra Orta doğu ve Balkanlardaki bu toprakların büyük bölümünün işgal edilmesi ve sömürgeleştirilmesi o gün ki politikalarının ne kadar isabetli olduğunu da gösteriyordu…

Yorum Alanı